Ana içeriğe atla

KENDİNİ GÖR...

Farkındalığın yükseldikçe yollarının güllerle bezeneceğini zannediyorsun.
Tabii ki, Yolların güllerle bezenecek;
Fakat bu, dikenlere hiç basmayacağın anlamına gelmez.
Bilmelisin ki;
Yolun zaten güllerle döşenmiştir,
Sadece onları daha çok fark ederken, dikenleri dert etmeyeceksin.
Hayat sana elbette daha çok gül taşıyacak, fakat her an için değil.
Hayatında değişimler geçekleşşirken aslında dönüşüm geçiren SEN olacaksın.
Genellikle insanlar, farkındalıkları yükselirken kendilerine sadece muhteşem insanları ve her şeyin en güzelini çekeceklerini, günlük hayat onları artık hiç zorlayıp sarsmayacağı zannederler.
Bunda bir gerçeklik payı var; fakat nasıl ki bir evin kapısı o evin içerisini yansıtmıyorsa, söz konusu durum da tam olarak böyledir.
Farkında olarak etrafta yürüyebilirsin.
Ama
Sana taş da atılabilirler ve bu taş her zaman hedefini şaşırmayabilir.
Herkes Kim olduğunu bilmeyebilir.
Ben, Bu yüzden Hayal kırıklığı yaşamanı, bunlar oldu diye farkında olmadığını düşünmeni istemiyorum.
Farkındalık senin hayatında büyük değişiklikler yaratacak; fakat asıl dönüşüm SENDE olacak, mevcut hayat algılayışında ve ona yanıt verişinde.
Artık daha dengeli farkında bir hayat sürdürebilirsin.
Hayatına ışık gelmiş aydınlanmış ve hatta gün be gün daha fazla ışık çekiyor olabilirsin;
Bilmelisin ki;
Yine de kaygan buzlu zeminler, fırtınalı, yağmurlu havalar yine olacaktır.
Sen aydınlanmış bir polis olabilirsin, fakat suç mevhumu hala dünyadan kalkmamıştır.
Sen aydınlanmış bir çöpçü de olabilirsin, fakat çöpler hala mevcuttur.
Elbette ki;
İş değişikliği yapabilirsin.
Fakat, Farkında olsan da yemek yediğin tabakları, yine temizlemen gerekir.
Sokaklarda hala daha pis su birikintileri ve çamur olacaktır.
Eğer farkındalığın hayatını kolaylaştıracağını düşünüyorsan, farkındalığa sınırlı yaklaşıyorsun demektir.
Sen farkıdalığınla dünyayı yepyeni bir ışıkla görmeye başlamış olabilirsin.
Fakat hayat zannettiğin ve istediğin kadar senin etrafınızda dönmemektedir.
Etrafını çevreleyen şeyler hala aynı olabilir.
Hala uykuya ihtiyaç duyabilirsin.
Kendi çevrende aydınlanmış tek bir kişi olmamasında dolayı keyif almayabilir yalnızlık hissedebilirsin.
Aslında farkındalık senin kişisel hayatın ve kişisel tatmininle ilgili bir şey değildir.
Ne kadar muhteşem ve ne kadar kutsanmış olduğunla ilgili de değildir.
Aydınlanma aslıda bir armağandır;
Onun sorumluluk duygusuyla ve insanoğluna hizmet etmekle alakalı olduğunu fark edip , bundan mutluluk duymaktır.
Aydınlatılmış bir birey olarak artık oyun sahan bütün Evrendir.
Erişim alanın çok daha genişlemiştir.
Eğer farkındalığı sadece kendin için istiyorsan, yanılgı içindesin demektir.
Eğer madalya beklentisi içindeysen hayal kırıklığına uğrayabilirsin.
O halde, sen aydınlanma arayışı içinde olmaktansa
Beni aramaya ne dersin?
Arayış içinde olmak hayırlıdır ve sen de iyi birer arayıcısın.
Artık bir şeyleri elde etmenin arayışında olma, aydınlanmayı elde etmenin arayışında da olma.
Aydınlanma yolunda ilerlerken keyif almanın, mutluluğun ve vericiliğin arayışında ol.
Aslında kendini unutmanı söyleyecek kadar ileri gideceğim.
Fakat Kendini feda etmeni söylemiyorum.
Diyorum ki;
Mutlu olduğun zamanlarda kendini düşünmüyorsundur, hatta mutlu olmayı bile düşünmüyorsundur.
Güzel bir sanat eseri yaratırken, bir beste yaparken veya ailen için güzel bir yemek hazırlarken bir süreliğine kendini unutursun.
İşte böyle anlarda farkında olmadan evrenin tüm gücünü arkana alarak hareket edersin.
Aydınlanmanın nasıl bir şey olduğunu, sen zaten için için biliyorsun,
Çünkü onu sana sürekli ben hatırlatıyorum, aksi halde onu bu kadar çok istemezdin.
Sen beni dinlemeyi öğren
Ben daima seninleyim
Ne kadar küçük olursa olsun ilk adımı isteyerek at.
İyileşmeyi ve öğrenmeyi tüm içtenliğinle iste,
MUCİZELER mutlaka gerçekleşecektir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MUTLU OLMAK İÇİN YAPTIĞIMIZ YANLIŞLAR...

Mutlu olmak zor mu ? Nefes almak bir mutluluk değil mi? 1- Asla demeyiniz ( asla asla demeyiniz ) 2- ”ama” ve ”fakat” demeyiniz! 3- ”farketmez” derseniz yalan söylemiş olursunuz, her şey fark eder. 4- Hiç bir cümlenizin fiili ” mış, miş ”veya ”lar, ler ”veya ”mişler, mışlar ”veya ”larmış, lermiş” le bitmesin, bunlar sizin bilmediğiniz ve görmediğiniz, başkasının anlattığı eylemledir ve bunlara göre hareket hem size hem karşınızdakine zarar verir. 5- Başkasının yerine düşünmeyin !! 6- Başkasının yerine karar vermeyin !! 7- Bencilce yaşayın, zaten insan bencildir ve kendisi için yaşar, aksini söyleyip veya düşünüp kendinizi kandırmayın, böylece kim olduğunuzu ve nerede olduğunuzu bilirsiniz. Başkalarına daha az zarar vermiş olursunuz. 8- Pozitif düşünce ile yaklaşın konulara (yapacağım,başaracağım gibi), ama bu Pollyanna’cılık olmasın 9- Asla vazgeçmeyin 10- Geçmişi yargılamayın, bir şey kazanamazsınız sadece tecrübe olarak faydalanın ve mutsuzsanız tekrar etmeyin ! ...

NASİL İSTEDİĞİNİN ÖNEMİ YOK SADECE İSTE :)

Aslında kızgın olduğunuz zamanki dualarınız en hızlı cevaplananlardır. Bunun sebebi öfkenizin sizi odaklaması ve isteğinizi netleştirmesidir. Bolluk Melekleri bize “kristal gibi berrak niyetlerin” önemini öğretiyor. Sürekli fikir değiştirirseniz tezahür ettirme sürecimiz bloke olur.Bazıları dileklerinin gerçekleşeceğine dair bir türlü güven duyamazlar. Bu engelleri aşmanın yolları;  Ne istediğinizle ilgili kararsızlığınız varsa ,sadece belirli bir duyguyu isteyebilirsiniz. Ayrıntıları dert etmenize gerek yok. Yanlış birşey isteme korkusu:  Bu korkuyu bertaraf etmek için duanızı şu cümleyle bitiriniz. “BU VEYA SENİN DAHA İYİ GÖRDÜĞÜN BİRŞEY ALLAH’IM”. Kaynaktan yardımı haketmiyorum korkusu:  Allah ile bağlantı kurmak doğuştan hakkımızdır.Allah bize sevgisini ayırım yapmadan verir. Bencil Olma Korkusu:  Size gelen bir başkasının payının azalmasına neden olmuyor.Ruhsal gerçeklikte kaynak sonsuzdur.İsteyin. İnanmamak:  Dileklerinizin gerçekleşeceğine in...

GEREKSİZ OLAN HİÇ BİRŞEYE TAHAMMÜLÜM YOK...

Bazı şeyler için artık sabrım yok; ukala biri haline geldiğim için değil, aksine hayatımda artık beni mutsuz eden ya da üzen şeyler ile vaktimi daha fazla kaybetmek istemediğim bir noktaya ulaştığım için… Laf sokmalara, haddinden fazla eleştirilere ve hangi türden olursa olsun talep ve beklentilere artık sabrım yok. Benden hoşlanmayan insanları memnun etmeye, beni sevmeyen insanları sevmeye ve bana gülümsemeyen insanlara gülümsemeye yönelik arzumu kaybettim. Artık yalan söyleyen ve beni yönetmek isteyen insanlara bir tek dakika bile harcamak istemiyorum. Oyunların, ikiyüzlülüğün, sahtekarlıkların ve ucuz övgülerin olduğu ortamlarda bulunmak istemiyorum. Çok bilmişliğe ve akademik ukalalığa tahammülüm yok. Aynı şekilde boş dedikodulara da bulaşmak istemiyorum. Uyuşmazlıklardan ve karşılaştırmalardan nefret ediyorum. Farklılıklardan, hatta zıtlıklardan oluşan bir dünyaya inanıyorum, bu nedenle katı ve toleransı olmayan olan insanlardan kaçınıyorum. Arkadaşlıkta sadakats...