Ana içeriğe atla

IŞIĞINI KORU....

Uzun ve açıklayıcı bir yazı yazmaktaydım ki vazgeçtim. Anlaşılmıyor artık uzun yazılar. İnsanların sadece konsantrasyonu zayıf değil sabrı da az. Madem öyle net söyleyeyim olsun bitsin: Bildiğimiz medeniyet çöküyor. Dünyanın her yerinde otoriter rejimler oluşmaya başlıyor. Korku insanlığı ele geçirdi. Korku beraberinde şiddeti getiriyor. Şiddet sürekli hale geldiğinde kanıksanıyor. Kanıksanınca artık can yakmıyor. Can yakmayınca insanlar kendilerine zarar verecek durumlar karşısında çare aramıyor. Bir insan hayatı tehdit eden bir durum karşısında kılını kıpırdatamadığı bir atalet içindeyse buna delilik denir. Kötü kanıksandığında delilik başlar. Bu delilik tıpkı ülkemizde olduğu gibi dünyada da gittikçe artıyor. Bizler bu deliliğin etkisiyle yönetici sınıfın bizi tehlikelerden koruyacağı yalanını satın alıyoruz. Oysa yönetici sınıf aynı deliliğin etkisi altında. Kulaklar aklı selimi duyamayacak halde.
Bu durum azalmayacak. Artarak sürecek; ta ki bildiğimiz medeniyet sonlanıncaya kadar. İnsanlığın tümü yok olur mu bilmem ama değişmek zorunda olduğu kesin. Bildiğimiz medeniyet bir hastalıktan, bir tür kanserden başka bir şey değil. Bizim cehaletimiz ise onun besini. Ya biz yok olacağız ve o beslenemeyip ölecek ya da biz anlayış değiştirip ona besin vermeyeceğiz ve ölecek. Her iki şekilde de bu medeniyet ölecek. Sorun hangi şekilde öleceği.
Toplumsal kurtuluş yalnızca bir hayal. Bireysel olarak ışığımızı korumamız gerekiyor. Duyabilenler: varolanı net değerlendirin ama sakın ışığınızı yitirmeyin. Olanı doğru değerlendirmek karamsarlık olmadığı gibi, iyi olanı korumak ve umut da hayalperestlik değildir. Olanı tüm yalınlığı ile görün ve anlayın ama iyi bir kalbi ve umudu koruyun. Eğer iyi kalbi, umudu ve herşeyden önemlisi şefkati ve cömertliği korumazsanız acı çekenlerden, delirenlerden olacaksınız. İnsanlığın başına gelen tüm bu belanın iki sebebi var: açgözlülük ve öfke. Bunlar ise neyin eğri neyin doğru olduğunu ayıramayan bir cehaletten besleniyor.
Kendinizi ve aklınızı cömertlik ve şefkat ile koruyun. Merak etmeyin bu karanlık inanılmaz bir aydınlığa gebe. Kalbinizi ve aklınızı arındırmayı sürdürün.
Televizyonuzdan kurtulun.
Akıllı telefonlarınızdan kurtulun ya da sadece gerçekten gerekli olduğunda kullanın. Bunu başaramıyorsanız kurtulmanız daha iyi.
Haberleri dinlemeyin.
Tüketime kanmayın.
Sadece doğru değerleri satın alın.
Maddeye değil deneyime ve içsel ilerlemeye yatırım yapın.
Okuyun.
Kalbi iyi, olanı doğru değerlendiren, cömert, cesur ve şefkatli insanlarla bir araya gelin. Sık sık bir araya gelin ve konuşun. Bu size harekete geçme gücü kazandıracak. Böyle olmayan insanlara karşı tıpkı küçük bir çocuğa karşı olmanız gerektiği gibi anlayışlı olun ama onları hayatınızda tutmayın. Bırakın hayatınızdan çıksınlar yoksa sizi de aynı bataklığa çekecekler.
-meli, -malı’ları bırakın.
Kendinizi tanımlama çabanızdan kurtulun.
Alkış beklentinizi fark edin ve bundan kurtulun.
Verdiğiniz sosyal rüşvetleri ve bunları ne için verdiğinizi fark edin. Ardından bunu bırakın.
Liderlerin ve öğretmenlerin görüntüsüne kanmayın. Eğer yalan yanlış beklentilerinizi aşarsanız onlardaki sahtekarlığı görebileceğinizi unutmayın.
Olağan olun. Kendiliğinden olun. Tavırlarınızı hesaplamayın. Olmayı yönetmeye kalkmayın.
Cimriliğinizi ve bunun ardındaki korkuyu fark edin. Cömertlik ve cesaret geliştirin.
Eleştirmeyin. Eyleme geçin.
Yakınmayın. Ya kabul edin ya da eyleme geçin.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MUTLU OLMAK İÇİN YAPTIĞIMIZ YANLIŞLAR...

Mutlu olmak zor mu ? Nefes almak bir mutluluk değil mi? 1- Asla demeyiniz ( asla asla demeyiniz ) 2- ”ama” ve ”fakat” demeyiniz! 3- ”farketmez” derseniz yalan söylemiş olursunuz, her şey fark eder. 4- Hiç bir cümlenizin fiili ” mış, miş ”veya ”lar, ler ”veya ”mişler, mışlar ”veya ”larmış, lermiş” le bitmesin, bunlar sizin bilmediğiniz ve görmediğiniz, başkasının anlattığı eylemledir ve bunlara göre hareket hem size hem karşınızdakine zarar verir. 5- Başkasının yerine düşünmeyin !! 6- Başkasının yerine karar vermeyin !! 7- Bencilce yaşayın, zaten insan bencildir ve kendisi için yaşar, aksini söyleyip veya düşünüp kendinizi kandırmayın, böylece kim olduğunuzu ve nerede olduğunuzu bilirsiniz. Başkalarına daha az zarar vermiş olursunuz. 8- Pozitif düşünce ile yaklaşın konulara (yapacağım,başaracağım gibi), ama bu Pollyanna’cılık olmasın 9- Asla vazgeçmeyin 10- Geçmişi yargılamayın, bir şey kazanamazsınız sadece tecrübe olarak faydalanın ve mutsuzsanız tekrar etmeyin ! ...

NASİL İSTEDİĞİNİN ÖNEMİ YOK SADECE İSTE :)

Aslında kızgın olduğunuz zamanki dualarınız en hızlı cevaplananlardır. Bunun sebebi öfkenizin sizi odaklaması ve isteğinizi netleştirmesidir. Bolluk Melekleri bize “kristal gibi berrak niyetlerin” önemini öğretiyor. Sürekli fikir değiştirirseniz tezahür ettirme sürecimiz bloke olur.Bazıları dileklerinin gerçekleşeceğine dair bir türlü güven duyamazlar. Bu engelleri aşmanın yolları;  Ne istediğinizle ilgili kararsızlığınız varsa ,sadece belirli bir duyguyu isteyebilirsiniz. Ayrıntıları dert etmenize gerek yok. Yanlış birşey isteme korkusu:  Bu korkuyu bertaraf etmek için duanızı şu cümleyle bitiriniz. “BU VEYA SENİN DAHA İYİ GÖRDÜĞÜN BİRŞEY ALLAH’IM”. Kaynaktan yardımı haketmiyorum korkusu:  Allah ile bağlantı kurmak doğuştan hakkımızdır.Allah bize sevgisini ayırım yapmadan verir. Bencil Olma Korkusu:  Size gelen bir başkasının payının azalmasına neden olmuyor.Ruhsal gerçeklikte kaynak sonsuzdur.İsteyin. İnanmamak:  Dileklerinizin gerçekleşeceğine in...

GEREKSİZ OLAN HİÇ BİRŞEYE TAHAMMÜLÜM YOK...

Bazı şeyler için artık sabrım yok; ukala biri haline geldiğim için değil, aksine hayatımda artık beni mutsuz eden ya da üzen şeyler ile vaktimi daha fazla kaybetmek istemediğim bir noktaya ulaştığım için… Laf sokmalara, haddinden fazla eleştirilere ve hangi türden olursa olsun talep ve beklentilere artık sabrım yok. Benden hoşlanmayan insanları memnun etmeye, beni sevmeyen insanları sevmeye ve bana gülümsemeyen insanlara gülümsemeye yönelik arzumu kaybettim. Artık yalan söyleyen ve beni yönetmek isteyen insanlara bir tek dakika bile harcamak istemiyorum. Oyunların, ikiyüzlülüğün, sahtekarlıkların ve ucuz övgülerin olduğu ortamlarda bulunmak istemiyorum. Çok bilmişliğe ve akademik ukalalığa tahammülüm yok. Aynı şekilde boş dedikodulara da bulaşmak istemiyorum. Uyuşmazlıklardan ve karşılaştırmalardan nefret ediyorum. Farklılıklardan, hatta zıtlıklardan oluşan bir dünyaya inanıyorum, bu nedenle katı ve toleransı olmayan olan insanlardan kaçınıyorum. Arkadaşlıkta sadakats...